Herkese Merhaba…
11 Ağu
Bu site Benim yani Emir Celalettin KATIRCI’nın kişisel sitesidir.
Öyle kalmaya da devam edecektir. Bundan sonra sitede içimden geldiği gibi yazılar yazacağım. Fazlasına gerek olmadığına karar verdim. Sitenin başka amaçlarla kullanılmasına yönelik istekler dikkate alınmayacaktır. Saygılarımla…
Bu site sayesinde “KATIRCI” soyadının Türkiye’de ne kadar çok bölgeye yayıldığını, farklı insanların aynı soyadını taşımaktan duydukları mutluluğu görmek ve yeni insanlar tanımak fırsatını buldum. Internet’in ne kadar büyük bir alem olduğunu ve her geçen gün Dünyanın daha da küçüldüğünü anlamış oldum.
RSS
Eki 05, 2008 @ 18:32:06
Tüm Türkiyenin başı sağ olsun, terörü bitiremeyen siyasiler, şehitlerimizi siyasi malzeme yapan siyasetçiler, ” şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak” diyen komutanlar. Size diyeceğim şu; Hepimizi kandırıyorlar, biz halk olarak kandırıldığımızın farkındayızda , siz tepedeki insanlar, siz farkında değilmisiniz. Bizi Kürt vatandaşlarımızla birbirimize düşürmek isteyen insanların oyununa geliyoruz, siz bunu bilmiyormusunuz, bırakın artık birbirinizle uğraşmayı, artık kardeşlerimiz ölmesin, bu böyle devam ederse, dün Balıkesirde olanlar yarın tüm ülkede olmayacakmı, dış güçlerin yalanından bıkmadınız mı, gözünüzün içine baka baka yalan işitmekten sıkılmadınız mı??
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 08, 2008 @ 21:00:46
Aşağıda size , günümüzde artık sofralarda bulamadığımız bir yemeğin tarifini yapacağım, lütfen bu yemeği bir gün olsun yapalım ve lezzetine bakalım….
Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,
Bir kap dolusu dostluk ilave edin,
Bir tutam yumuşaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın,
Bir kaşık ümit,
Bir büyük porsiyon yardımlaşma,
Çok miktarda ilim ve bir tutam alçakgönüllülük ile çırpın.
Kuvvetlendirmek için de bir çorba kaşığı güvene ihtiyacınız olacak.
Bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç, iki ölçü aklı selim ve birkaç damla hoşgörüyü azar azar ilave ederek sevgi ile karıştırın.
İki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin.
Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın. Yemeğin adı mı?
İNSANLIK !!!
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 09, 2008 @ 20:10:36
hepimizin başı sağ olsun allah şehitlerimizin ailelerine sabır mehmetçiklerimize kurşun sıkanlara bela versin milletçe CİĞERİMİZ yandı ALLAHTA onların ciğerlerini yaksın.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 19, 2008 @ 14:23:19
Merhaba Sayın KATIRCI AİLERİ ben Volkan Katırcı Celalettin abi hatırlarmısın ilk geldiğimde site yakında şaha kadar kalkacak demiştim ve şuanda ne katırcılar gelmiş sitemize ama ben şuanda fazla takipğ edemiyorum siteyi çünkü Çanakkale’nin Küçükkuyu beldesinde askerlik yapmaktayım inş şafak 220 sizlerle askerlikten sonra daha güzel işler yaparız buradan tüm Katırcılara selamlar
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 20, 2008 @ 04:02:51
@ VOLKAN KATIRCI » Senden haber almak güzel Volkan kardeş. Hayırlısı bakalım sen gelince de burada oluruz inşallah. Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Kas 22, 2008 @ 14:28:29
s.a tüm KATIRCI soyismini taşıyan büyüklerime,akranlarıma ve küçüklerime.Kayseri-Yahyalı lı katırcılardanım.burayı abimin tavsiyesi ile tanıdım.belki hepimiz akrabayız ama birbirimizden haberimiz yok.inşallah bu sitenin sayesinde tüm TÜRKİYE ve Dünyada tanımadığım ama soyisim bağım olan tüm katırcılarla tanışmak,dertleşmek hatta yüz yüze görüşmek isterim.öncelikle bu sitenin kurulmasında payı olan başta sy.Emir Celalettin Katırcı ya ve yorumlarıyla “bizde varız”diyen tüm KATIRCILARA teşekür ederim.Allah a emanet olun.tekrar görüşmek irtibatı kesmemek dileklerimle.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Kas 23, 2008 @ 00:39:40
@ ebubekir KATIRCI » Hoşgeldiniz Ebubekir bey, ben teşekkür ederim. Hoşçakalın…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Ara 05, 2008 @ 23:01:07
Abi merhaba facebook’a üye oldum oradan öğrendim bugun senin doğum gününmüş öncelikle doğum gününü kutlarım facebook’ta beni katırcı soyisminde cok ekleyenler oldu onların bir coğuna katirci.com sitemizin ismini veriyorum onlara burada yardımcı olursan sevinirim herkeze iyi bayramlar
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Ara 05, 2008 @ 23:07:57
@ VOLKAN KATIRCI » Saol Volkan…
Seve seve yardımcı olurum tabi… Görüşmek üzere kendine iyi bak…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Oca 19, 2009 @ 21:06:19
selamlar,sizi uzun zamandır ihmal ettiğim için özürdilerim.en son geçtiğimiz yıl yazdım sanırım.Emir beye böyle bi site sayesinde bizleri buluşturduğu için bütün katırcılar adına teşekkür ediyorum.Sanıyorum artık büyük bir topluluk olduk eğer sizlerde uygun görürseniz ilerki zamanlarda dernekleşme faaliyetlerini başlatalım diyorum böylelikle bir sivil toplum hareketi olmanında yolunu açmış oluruz .saygılarımla-ömer katırcı_giresun
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Oca 20, 2009 @ 04:03:09
Merhaba Ömer Bey,
Sizi yeniden burada görmek güzel. Her ne kadar site büyümüş gibi gözükse de açıkcası sürekli takip eden ya da aktif olarak katılan fazla kimse yok hatta Aralık ayından beri ilk mesajı siz gönderdiniz diyebilirim. Dernek konusunda ise bir şey diyemeyeceğim. Bu konuda fazlaca destek olunacağını sanmıyorum ama sonuç olarak denemekte fayda var. Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Oca 29, 2009 @ 00:58:35
Maili bu mail adresime alabilirsem sevinirim … Emir abi
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Oca 29, 2009 @ 15:46:46
Merhaba Batuhan,
Malesef şuan bunu gerçekleştirmemiz mümkün değil çünkü kullandığım hosting paketi çok kullanıcı için yetersiz. Bu desteği sağlayabilmek için de daha fazla para harcamak lazım sonuç olarak bu daha fazla kullanıcı, daha fazla bant genişliği, daha fazla alan ihtiyacı ve sunucuda daha fazla yük demek ki bunlar hosting firmalarının daha fazla para istemelerine neden olan şeyler. İleride parasal konuda bişiler yapabilirsek tabiki herkese “katirci.com” uzantılı e-posta adresi sağlamak isterim. Ama şimdilik pek mümkün gözükmüyor malesef…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 04, 2009 @ 11:51:12
Merhabalar katırcı ailesi, bazı nedenlerden dolayı yazamadım ama siteyi unutmuş degilim, herkese selam ve sevgi gönderiyorum.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 06, 2009 @ 01:45:51
Merhabalar
kardeşlerim…Gerçi hepimiz kardeşiz bu ülkede ama KATIRCI olunca herkein soyadı daha da yakın kardeş oluyoruz…Ben Bursa Yenişehir İlçesi Ayaz köyündeki KATIRCIOĞLU sülalesinden köyde de lakapları yine KATIRCI olarak geçen MEHMET KATIRCI’nın torunu MUSTAFA KATIRCI’nın kızıyım.Malum evlendiğim için birde COŞKUNER soyadını aldım.Hikaye tüm soyadaşlarımda olduğu gibi aynı…Katırları varmış dedelerin Padişahın KATIRCIBAŞI imiş dedelerim falan…Ne kadar doğrudur bilmem kulaktan dolma hep bunlar büyüklerde kalmadı başta dedeler öyle demiş işte…
Bir de GAZİ AHMET MUHTAR PAŞA diye biri var bilir misiniz acaba?Zamanında sadrazamlık Mısır Valiliği gibi görevlerde bulunmuş.Kendisi de Bursa’nın KATIRCIOĞLU sülalesinden diye geçer.Hayat hikayesinde yazıyor valla doğru.Bu durumda sadrazam torunu oluyoruz ama sanırım:)
HERKESE SEVGİ VE SAYGILAR
EMİR BEY AYRICA SAYGILARbu güzel hizmet için:
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 09, 2009 @ 09:10:18
Hoş geldiniz Ayşe Hanım.
Sizi de aramızda görmek güzel. Her yöreye yayılmış ve köklü bir soyadına sahip olduğumuzu bir kez daha destekleyen bir hikayeyle aramıza katıldığınız için de ayrıca teşekkürler. Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 09, 2009 @ 11:40:24
5 Genelkurmay Başkanı niçin Ergenekonla suçlanıyor?
Her şey 1991 yılı başında ABD’nin Körfez saldırısı ile başladı.
ABD, Bağdat’a yürümedi, Irak’ın kuzeyinde bir Kürt isyanı kışkırttı. Arkasından, Irak Ordusunun 36. enlemin kuzeyine geçmesini önleyerek buradaki Kürt oluşumunu güvence altına aldı.
ABD’nin planı şuydu: Önce Kuzey Irak’ta bir Kukla Kürt Devleti kurmak ve sağlamlaştırmak, sonra Irak’ı tümüyle işgal etmek. Kukla Devleti Türkiye’nin güneydoğusu, Suriye’nin doğusu ve İran’ın batısından koparacağı parçalarla birleştirerek Büyük Kürdistan’ı, yani İkinci İsrail’i kurmak.
Yani : Büyük Ortadoğu Projesi (Tayyip ve Gül’ün eş başkanları olduğu proje; Buşh’un deyimiyle ‘Haçlı Seferi’)
Türkiye’deki bütün hükümetler, İncirlik’e yerleşen Çekiç Güç’ün görev süresini uzatarak ABD’nin Kuzey Irak’taki Kürt oluşumunu desteklemesine yardımcı oldular. (‘ABD Ordusu ile mükemmel işbirliği !!!)
İşte Türk Ordusu bu süreçte Kuzey Irak’taki oluşum üzerinden Türkiye’nin bölünmesi tehlikesini ve tehdidini algılayınca, ABD ile cephe cepheye geldiğini anladı.
İLK OLAY: TORUMTAY’IN İSTİFASI
Özal’ın kuzeyden Irak’a girme emrini uygulamamak için Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay istifa etti. Böylece, Türk Ordusu, Amerikancı planlarda rol almayacağının ve direneceğinin ilk işaretini vermiş oldu. O andan itibaren Türk Ordusuna karşı Ergenekon tertibi planlanmaya başlandı. Amerikan planlarına engel olan komutanlar, Ergenekon çeteciliği ile suçlanacaktı.
ÖZEL HARP DAİRESİ SORGULANIYOR
Sovyet tehdidine karşı kurulmuş olan Özel Harp Dairesi ABD güdümündeydi, ama Sovyetler yıkıldığı için oradan gelecek tehlike ortadan kalkmıştı. Şimdi ise tehdit, Kuzey Irak’taki ABD varlığından geliyordu. Dolayısıyla, ABD güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABD’den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı .
Geçmişteki Kontrgerilla eleştirileri de Ordu’da rahatsızlık yaratmıştı. Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Özel Harp Dairesi’ni yeniden örgütleme ve adını Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) olarak değiştirme çözümünü uyguladı. Yıl 1991.
ÖKK’nın bölücü terörü hedef alması ve Kuzey Irak’taki Kukla Devlete karşı tavır alması, ABD denetiminden kurtulma sürecinin başlangıcıydı. Tugay düzeyindeki birlik, tümen düzeyine çıkarıldı. ÖKK, Kuzey Irak’ta ABD ile karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı uyanışın öncüsü oldu.
Ankara’da ÖKK için yeni bir yerleşim yerinde yönetim ve eğitim tesisi yapımına başlandı. ABD bundan son derece rahatsız oldu, ajanları vasıtasıyla Askeri Savcılığa ÖKK tesis inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla dava açtırdı ve ÖKK’nın yapılandırılmasını uzun süre felce uğrattı.
ORG. EŞREF BİTLİS’İN ŞEHİT EDİLMESİ
ABD’nin Kuzey Irak’taki Kukla Devleti pekiştirme planlarını bozan bir planı uygulamakta olan Org. Bitlis, Amerikan Çekiç Güç Helikopterlerinin PKK’ya silah ve malzeme attığını saptadı ve raporlarında bunu belirtti.
Orgeneral Eşref Bitlis işte, Jandarma Genel Komutanı olarak, Amerika’nın Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini hedef aldığını gördüğü; bu tehlikeyi önlemek için tedbirler aldığı ve ülke savunmasına yönelik bir strateji geliştirdiği için Amerika tarafından hedefe konuldu.
Org. Bitlis, helikopterle Kuzey Irak’a giderken, bu seyahat Amerika’ya haber verilmiş olduğu halde, iki Amerikan jeti yakın uçuş yaparak saldıkları yoğun egzost gazı ile helikoperi oksijensiz bırakıp motorunu durdurarak düşürme denemesi yapmışlarsa da, usta pilotumuz ani dalış manevrası ile bu suikastı boşa çıkartmıştı. Bu suikasttan hemen sonra Amerikalılara saldırdıkları helikopterde orgeneralimiz olduğu tekrar bildirilmesine rağmen iki Amerikan jeti saldırıyı tekrarlamışlar fakat usta pilotumuz olaya tekrar hakim olabilmişti.
İkinci teşebbüs başarılı oldu. CIA tarihinin en önemli suikasti 17 Şubat 1993 günü gerçekleşti. Uçağına yapılan sabotaj sonucunda Org. Bitlis şehit edildi.
ÇELİK HAREKATI
Ağustos 1994′de Genelkurmay Başkanı olan Org. İsmail Hakkı Karadayı döneminde Eşref Bitlis Planı uygulandı, Kuzey Irak’a Çelik Harekatı yapıldı. 35 bin Mehmetçik Mart 1995′de Kuzey Irak’a girdi.
Kuzey Irak’a giren ordumuz, ABD’nin egemenlik alanına girmiş oldu. Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı.
ABD’nin Foreign Affairs, Foreign Reports, Mediterranean Quarterly ve Joint Forces Quarterly gibi yarı resmi organları. ‘Türk komutanları hizadan çıktı’, ‘Türk Ordusu ABD-Türkiye ilişkilerini bozuyor’ gibi görüşlere yer vermeye başladılar.
GAZİ OLAYLARI
Çelik Harekatı öncesinde CIA’nın Moskova İstasyon Şefi, CNN televizyonundan, ‘Türkiye’nin karışacağını’, daha doğrusu Amerika’nın Türkiye’yi karıştıracağını tüm dünyaya şöyle ilan etti: ‘Önümüzdeki dönemde dünyanın en çok karışacak ülkesi Türkiye’dir.. Şu anda Türkiye, gizli servislerin gündeminde ilk sıraya yerleşmiştir.’
Gazi Mahallesi tertibinden birkaç gün önce de, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Holbruk (Holbrooke), Türkiye’nin Kuzey Irak sınırında yaptığı yığınağa dur demek için tertip yapacaklarını şöyle ilan etti: ‘Kuzey Irak sınırına asker yığıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde terör olaylarının artma ihtimali var. Oraya yapacağınız bir harekatta dikkatli olmanızı tavsiye ederim’
CIA Şefinin ve Holbruk’un haber verdiği gibi,12 Mart 1995 gecesi İstanbul’da Gazi Mahallesi tertibi düzenlendi.
Ancak Türk Ordusu bu tehdidi önemsemedi ve Çelik Harekatı yapıldı.
KONTRGERİLLA (GLADYO) POLİS İÇİNE KAYDIRILIYOR
NATO tarafından NATO üyesi ülkelerde o ülkeleri komünizmden korumak için kurulan Kontrgerilla (diğer adları Gladyo ve Süper NATO) örgütleri, İtalyan Savcının tespit ettiği gibi, esasında CIA tarafından yönetiliyordu ve esas görevleri bu ülkelerdeki hükümetlerin ABD kontrolünden çıkmalarını önlemekti. Türkiye’de Özel Harp Dairesi işte bu kontrgerilla ile irtibatlı idi ama artık Sovyetler yıkıldığı için komünizm tehdidi kalmamış, aksine tehdit Kuzey Irak’taki ABD varlığından gelmeye başlamıştı. Dolayısıyla, ABD güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABD’den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı .
Bu açmazdan kurtulmak için 1991 yılında Özel Harp Dairesi’nin Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)’ye dönüştürülmesi aslında bir millileştirmeydi. ABD bu kuruluştan dışlanıyor ve kuruluş, hedefini komünizme karşı mücadele yerine Kuzey Irak’tan yöneltilen tehdide karşı mücadele olarak belirliyordu.
Bunun üzerine, ABD, ‘Kontrgerilla yapılanmasında Türk ordusunun yerine polisi koyabilir miyiz’ denemesine girişti ve Türkiye’deki operasyon merkezini polisin içine kaydırdı. 1973′den beri İçişleri Bakanlığı içinde örgütlenen ‘İslamcı Cunta’, artık ‘Fethullahçı Gladyo’ olarak Kontrgerilla içinde ordudan boşalan yeri alıyordu. Fethullahçı Gladyonun ilk büyük tertibi, işte bu 1995 Gazi Olaylarıdır.
1996 EYLÜL HAREKATI
ABD ordusu, özellikle Çekiç Güç, Irak’ın kuzeyinde 7,500 ‘CIA peşmerge’sinden oluşan bir askeri güç örgütlemişti.
Eylül 1996′da, Eşref Bitlis Planı gereğince, Barzani, Türk Genelkurmayının yönlendirmesi ile Saddam yönetimi ile işbirliği yaparak CIA peşmergelerini dağıttı. 200′e yakın ölü veren CIA peşmergeleri, ABD tarafından Guam Adası’na taşındı. ABD kaynakları, bu harekatı ‘ABD’nin Vietnam’dan sonraki en büyük yenilgisi’ olarak değerlendirdiler.
Bu harekattan 20 gün önce, bir Tuğgeneral, iki Albayın önünde, Aydınlık Dergisi’ne bir demeç vererek, Eşref Bitlis’in uçağının ABD’ye bağlı ‘Çiller Özel Örgütü’ndeki Gladyo görevlilerinin düşürdüğünü açıkladı. Aydınlık, 25 Ağustos 1996 günkü sayısında bu haberi yayımladı.
Türk Ordusu, Çelik Harekatı’nı Başbakan Çiller’e haber vermeden gerçekleştirmişti. Çünkü ABD vatandaşı Çiller’in ABD’ye örgütsel bağlılığı İşçi Partisi tarafından açıklanmıştı ve TSK tarafından biliniyordu.
28 ŞUBAT
28 Şubat harekatının en önemli başarısı, Fethullah Hoca’ya indirdiği darbe oldu. Fethullah Hoca kaçıp ABD’ye yerleşti.
Mayıs 1977 YAŞ toplantısında 160 subayın irtica bağlantısı nedeniyle ordudan atılması başbakan Erbakan’a dayatıldı.
Bu uygulama, ordu içindeki Gladyo’yu, yani ABD görevlilerini temizlemek anlamına geliyordu. Çünkü artık Kontrgerilla, Fethullahçı Gladyo idi.
28 Şubat kadrosu içinde ABD’nin Truva Atı olan Çevik Bir de, 1998 sonrasında tasfiye edildi.
Bu sayede Haçlı İrtica, 2002 yılı sonuna kadar iktidara el koyamadı.
KONTRGERİLLA, GENELKURMAY KARARGAHINDAN ÇIKARILDI
1994-1998 arasında Genelkurmay Başkanı olan Org. Karadayı, ABD ve NATO yuvalanmasını, yani Kontrgerillayı Genelkurmay Karargahından çıkardı. Özel Kuvvetler’in milli amaçlar için kullanılmasına yönelik önlemleri geliştirdi.
Özel Harp subaylarımızın Çin’in Uygur bölgesinde ve Çeçenistan’da kullanılmasına engel oldu.
ABD ORDUSU TÜRKİYE’Yİ İŞGAL TATBİKATI YAPIYOR:
MILLENIUM CHALLENGE 2002
1998 yılında Genelkurmay Başkanı olan Org. Kıvrıkoğlu, ABD’nin bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu açık bir dille belirtti. Kıvrıkoğlu, Vaşington ziyaretini iptal etti ve NATO döneminde ABD’yi ziyaret etmeyen ilk Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçti.
Kıvrıkoğlu, ’28 Şubat’ı BİN YILLIK MÜCADELE AZMİYLE sürdürmeye kararlıyız’ dedi. Yani ABD tehdidine karşı bin yıl da sürse direnilecekti.
Mesajı alan ABD, aynı kelimeleri kullanarak cevap verdi: BİN YILIN MEYDAN OKUMASI, MILLENIUM CHALLENGE 2002
Ve bu isim altında 24 Temmuz 2002′de Nevada Çölü’nde Türkiye’yi işgal tatbikatı yaptı. Bu, ABD tarihinin en büyük askeri tatbikatı idi.
ABD’nin en önemli yarı resmi ajansı ASSOCIATED PRESS, tatbikatın Türkiye’yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu yazdı.
.Deprem (bir karışıklık kastediliyor) sonrası ordu yönetime el koyuyordu. Bunun üzerine ABD Deniz Kuvvetleri ülkenin güneyindeki adayı (Kıbrıs) kuşatıyor ve 96 saat içinde hedef ülkeyi işgal ediyordu.
Türk ordusunun saldırıya karşı hazırlanma müddeti olan 96 saat seçilerek, hedef ülkenin Türkiye olduğu adeta gözlere batırılıyordu
ABDULLAH GÜL, AMERİKA İLE GİZLİ HİZMET SÖZLEŞMESİ YAPIYOR
Dışışleri Bakanlığı Koltuğunu işgal eden A. Gül, 2 Nisan 2003 günü ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara’da 2 sayfa 9 maddelik bir gizli anlaşma yaptığını itiraf etti, haber Vatan Gazetesi’nde yayımlandı. Bu haberde Gül, anlaşma içeriğini açıklayamayacağını, gizli olduğunu söyledi.
13 Temmuz 2003 günü, Doğu Perinçek, bu gizli anlaşmanın maddelerini açıkladı.
Birinci madde: ‘Türk askeri ve Özel Kuvvetler 4 ay içinde aşamalı olarak Kuzey Irak’tan çekilecek’ şeklindeydi.
ÇUVAL OLAYI
Abdullah Gül’ün yaptığı bu gizli anlaşmadan 3 ay sonra, ABD ordusu, Türk askerinin başına çuval geçirdi. Çuval geçirme eylemi, gizli anlaşmanın uygulanması için bir ihtardı.
Tayyip’in ‘Müzik notası’ vecizesi, anlaşmanın uygulanması gerektiğine ilişkin orduya yönelik bir açıklamaydı. ‘Biz anlaşma yaptık, Kuzey Irak’tan çık artık’ diyordu Tayyip Türk Ordusuna.
ABD Savunma Bakanı Rumsfeld’in, Çuval Olayından sonra, Başbakanlık koltuğunu işgal eden Tayyip’e gönderdiği mektupta şöyle deniyordu: ‘TSK (ÖKK kastediliyor) Kuzey Irak’ta sizin bilginiz haricinde eylemler yapmaktadır’
Rumsfeld, çuvalı Tayyip’in değil, Türk Ordusunun başına geçirdiklerini böyle veciz bir şekilde anlatmış oluyordu.
Milli devlet ve Kemalizm karşıtı pervasız açıklamalar yapan, ‘Milli Egemenlik ve Milli Güvenlik kavramlarının artık geçersiz olduğu’ açıklamaları yaparak Orduyu zehirleyen Org. Hilmi Özkök, böylece, tarihe ‘başına çuval geçirilen komutan’ olarak kaydedildi. Ve böylece, Ergenekoncu olarak suçlanmaktan kurtuldu.
ERGENEKON TERTİBİ AÇIĞA ÇIKIYOR
Başına çuval geçirilmesine ve Kuzey Irak’tan çıkarılmasına rağmen akıllanmayarak sınır ötesi harekatta ısrar eden Türk Ordusu’na karşı, Org. Torumtay zamanından beri hazırlana gelmekte olan tertip artık açığa çıkarılmalıydı. ABD’ye direnen 5 Genelkurmay Başkanı ve milli kuvvetler ‘Ergenekon çetesi’ olarak suçlanacaktı.
Suçlama belgeleri esasında çoktan hazırdı, ama Org. Özkök Ergenekoncu olmadığından, onun görev süresince tertip uykuya yatırılmıştı.
Hatırlayalım: (Fehmi Koru, ‘Taha Kıvanç’ imzasıyla, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında ‘ ‘Yeniden kurulsun diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan, ‘devleti yapılandırma’ amaçlı bir örgüt’ demektedir. Koru yazısında, 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın adının bulunduğunu da belirtmekteydi. )
Tertibin uykudan uyandırılmasının ilk işareti Org. Büyükanıt’a karşı Şemdinli tertibi idi. O tertipte Org. Büyükanıt çete kurmakla suçlanmış ancak tertip bozguna uğramıştı.
Şimdi daha büyük ve kapsamlı bir tertip yapılmalıydı. İşte o tertip, günümüzde devam eden Ergenekon / Agarta Davasıdır.
ABD’nin hazırladığı sivil darbe ile iktidara gelen AKP, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ABD’ye sorunsuz olarak eş başkanlık yapabilmek için, başta ABD’ye direnen Türk Ordusu olmak üzere milli kuvvetleri saf dışı etmeliydi. Plana göre, bu dava sürecinde komutanlar yıldırılacak ve 1991 öncesinde olduğu gibi ABD ile uyumlu olarak görev yapmaları sağlanacaktı.
Yani, AB kriteri olarak dayatıldığı gibi, ordu ‘sivil otoriteye’ tabi olacak, kendisine Atatürk tarafında verilmiş olan ‘ulusal bütünlüğü ve laik cumhuriyeti koruma’ görevini unutacaktı.
Not:
’AKP sivil darbe ile değil, seçimle geldi’ itirazı yapacak olanlara bir açıklama:
1) CIA’nın yan kuruluşu Rand Corporation’ un yayın organlarında ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda mealen şöyle deniyordu:
‘ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye’yi kontrol edemez, Fazilet Partisi’nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan, Abdullah Gül’ün de Dışişleri Bakanı olması halinde ABD Türkiye’yi kontrol altında tutmaya devam edebilir.’
2) Bu raporları okuyan İşçi Partisi ve Aydınlık Dergisi, halkımıza bu planı haber verdi.
(Muhakkak ki diğer partiler de bu yayınları okumuşlardı, ama onların halkımızı bilinçlendirmek gibi bir sorunları yoktu)
3) Aydınlık Dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısında kapaktan haberi verdi:
‘Merak edilen gizli mesajı açıklıyoruz:
Abramowitz, Tayyip’i Erbakan’ın yerine hazırlıyor’
Yani, AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi, Amerika’nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu.
4) Cumhuriyet Gazetesi 16 Şubat 1997
Leyla Tavşanoğlu’nun İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile söyleşisi:
Perinçek:
‘ABD, Tayyip Erdoğan’ı Başbakan, Abdullah Gül’ü de Dışişleri Bakanı yapacak. CIA’nın yan kuruluşlarından Rand Corporation’ un yayın organında da bu yazıldı.’
Yani, AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce, Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi kanalıyla da, bu gerçeği halkımıza duyurdu
5) Görülüyor ki, ABD seçmiş, hazırlamış, önümüze koymuş, seçtirmiş.
Şimdi kim ‘Bunları ben seçtim’ diyebilir?
Menderes’in ‘Odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm’ sözlerini ABD iyice not etmiş olmalı ki, istediğini elhak seçtiriyor.
–
Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya …
Kalp durur …
Akıl unutur …
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur …
MEVLANA
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 10, 2009 @ 06:50:31
İlginç ve merak uyandırıcı bu yazı için teşekkürler Lokman Bey.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 10, 2009 @ 11:08:06
Ufacık bir bebeğin gülümsemesi gibi,
İlkbaharın gelişini müjdeleyen tomurcuklu dallar gibi,
Güneşin doğarken ve batarken gökyüzüne saçtığı muhteşem renkler gibi,
Aynı zamanda da sönmüş; ama yeni yeni canlanan bir yanardağ gibi görkemli ve korkutucu,
Sakinken birden dalgalanmaya başlayan deniz gibi sarsıcı,
Gökten aniden bir yıldızın kayması gibi heyecan veren ve düşündürücü,
Ama bir yavru kedi kadar masum,
Bir anne kadar şefkatli,
Küçük bir çocuk kadar mutlu ve hesapsız,
Bir kelebek gibi hayat dolu ve yunus gibi eğlenceli,
Kartal kadar özgür ve papağan kadar geveze,
Kuğu kadar saf ve meteor yağmurlarından daha parlak,
Midyenin içinde sakladığı inciden daha değerli ve nadir,
Yavru bir köpek kadar yaramaz ve oyuncu,
Bir at gibi asil ve kaplumbağa gibi ürkek,
Dağlardan daha yüksek ve aynı zamanda denizlerden daha derin,
En az çöller kadar sıcak ve kutuplardaki buzlardan daha sağlam..
Doğa gibisin..
Doğasın!
Ne dersin, doğadan öğrenecek misin her şeyi?
Sevgin gökyüzündeki yıldızlar kadar olacak mı?
Heyecanın şelale gibi hep akacak mı?
Sabrın, kaygıların, olumsuz olan tüm düşüncelerin su gibi geçirgen, akışkan, saydam olacak mı?
Bir kanguru gibi sırtını geçmişe dönüp, hep an’ını yaşayacak mısın?
Kartal gibi özgür; ama annelerinin peşinden ayrılmayan yavru ördekler gibi bağlı olacak mısın?
Karınca kadar çalışkan; ama ağustos böceği gibi vurdumduymaz olacak mısın?
Yılan gibi sürekli kabuk değiştirip, kendini hep yenileyecek misin?
Kaybetmekten ve bağlanmaktan korkmayıp en az aslan kadar cesur olacak mısın?
Uçaktan paraşütle atlar gibi bırakacak mısın kendini hayata ve sevgiye?
Nasılsa ipleri çekme şansın hep olacak…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 10, 2009 @ 11:53:14
İNSAN ÖLÜNCE NELER OLUYOR OKUYUN DA GÖRÜN
Bedenin Ölümü (Dışarıdan Görünen Ölüm)
Ölüm anında ruh, bu dünyadaki insanların içinde yaşadıkları boyuttan ayrılırken, geride cansız bedenini bırakır. Deri değiştiren canlılar gibi, bu dünyadaki bedenini geride bırakır ve asıl hayatına doğru ilerler.
Ancak geride kalan bedenin karşılaşacakları da ibret vericidir. Özellikle bu bedene hayattayken gereğinden fazla değer verenler için.
Peki öldükten sonra bu bedenin başına neler geleceğini ayrıntılı olarak düşündünüz mü hiç?
Bir gün öleceksiniz. Belki hiç beklenmedik bir şekilde. Ekmek almak için bakkala giderken yolda bir araba kazası geçireceksiniz. Ya da amansız bir hastalık hayatınıza son verecek. Veya bir anda kalbiniz duracak.
Böylece ölümü tatmaya başlayacaksınız.
Bu andan itibaren de, bedeninizle hiçbir ilişkiniz kalmayacak. Hayat boyu “ben” dediğiniz ve sahiplendiğiniz o beden, sıradan bir et parçası haline gelecek. Ölümünüzle birlikte bedeninizi başka insanlar taşımaya başlayacaklar. Etrafta ağlayanlar, “daha dün buradaydı”, “dağ gibi adamdı” diyenler olacak. Sonra o bedeni alıp evin bir odasına, belki de morga koyacaklar. Orada bir gece bekleyecek. Ertesi gün gömme işlemleri başlayacak. Cansız bedeni alıp gasilhaneye götürecekler. Görevli, kaskatı kesilmişolan bedeninizi soğuk suyla yıkayacak. Ancak bu aşamada ölümün izleri de bedende aşikar hale gelecek. Morarmalar başlayacak.
Daha sonra bedeni beyaz bir bezle, kefenle saracaklar. Sonra da tahta tabuta koyup üstüne yeşil bir örtü örtecekler. Cenaze arabası gelecek, tabutu devralacak. Araba mezarlığa doğru ilerlerken, yolda hayat devam edecek. Bazı insanlar cenaze geçiyor diye saygı gösterecek, çoğu kendi işine bakacak. Sonra mezarlığa gelinecek. Tabut, sizi sevenler ya da seviyor gibi görünenler tarafından ellerde taşınacak. Etrafta muhtemelen yine ağlayanlar, sızlananlar olacak. Sonra o kaçınılmaz yere, mezara gelinecek. Üstünde sizin isminiz yazılı… Bedeni tabuttan çıkarıp beyaz kefenle birlikte mezarın içine atacaklar. Ve sonra son işyapılacak. Ellerine kürek alanlar, beyaz kefenin içindeki bedenin üzerine toprak atmaya başlayacaklar. Kefenin ağzını açıp içine de toprak atacaklar. Ağzınıza, burnunuza, boğazınıza, gözlerinize topraklar dolacak. Topraklar yavaşyavaşkefeni örtecek. Biraz sonra işleri bitecek ve gidecekler. Mezarlık her zamanki derin sessizliğine bürünecek. Gidenler, kendi hayatlarına geri dönecekler, ama gömülen beden için artık hayatın hiçbir anlamı kalmamışolacak. Dünyadaki hiçbir güzellik, hiçbir güzel ev, güzel insan, güzel manzara artık o beden için bir şey ifade etmeyecek. Bedeniniz, hiçbir dostunuzla artık görüşemeyecek. Beden için var olan tek şey, artık yalnızca toprak ve onun içindeki bakteri ve kurtlar olacak.
Öldükten Sonra Ne Hale Geleceğinizi Hiç Düşündünüz mü?
Zaten gömülmenizle birlikte bedeniniz hem içten hem de dıştan gelen etkilerle hızlı bir parçalanma sürecine girecek.
Vücutta oksijen kalmayacağından, bir süre sonra mikroplar faaliyete geçerek bedene yayılacaklar.
Karında toplanan gazlar cesedi şişirecek ve bu şişlik vücudun her tarafına yayılarak, bedeni tanınmaz hale getirecek.
Bundan sonra gazın diyaframa yaptığı basınçtan dolayı ağızdan ve burundan kanlı köpükler gelmeye başlayacak.
Çürüme ilerledikçe kıllar, tırnaklar, avuç içleri ve tabanlar yerlerinden ayrılacaklar.
Bu dışdeğişmeyle beraber, iç organlarda da (akciğer, kalp ve karaciğerde) çürüme başlayacak.
En korkunç olay ise bu noktada gerçekleşecek; karın bölgesinde toplanan gazlar deriyi zayıf noktasından patlatacaklar ve bedenden tahammül edilmez derecede pis kokular yayılacak. (Ölü insan kokusu, dünyanın en iğrenç kokularındandır.)
Bu süre içinde kafadan başlamak üzere, adaleler de yerlerinden ayrılacak.
Cilt ve yumuşak kısımlar tamamen dökülecek ve iskelet gözükmeye başlayacak.
Beyin tamamen çürüyecek ve kil görünümünü alacak, kemikler bağlantılarından ayrılacak ve iskelet dağılmaya başlayacak…
Bu olay, ceset bir toprak ve kemik yığını haline gelene kadar böylece devam edecek.
“Ben” sandığınız bedeniniz böylelikle korkunç ve iğrenç bir şekilde yok olacak. Geride kalanlar sizden söz ederken, topraktaki tüm kurtlar, böcekler ve bakteriler sizin etlerinizi kemirecekler.
Eğer bir kaza sonucunda ölür de, gömülmezseniz, o zaman çok daha feci bir manzara ortaya çıkacak. Bedeniniz, sıcak havada açıkta kalmışbir et gibi, kurtlanacak, birkaç gün içinde bir kurt yumağı haline dönüşecek. Kurtlar, son et parçasını da yiyene kadar iskeletin kıvrımları arasında dolaşacaklar.
Böylece “en güzel bir biçimde” yaratılmışolan insan hayatı, olabilecek en korkunç biçimde sona erecek.
Peki neden?
İnsan vücudunun öldükten sonra bu hale getirilmesi Allah”ın dilemesiyledir. Ve bunun çok büyük bir hikmeti vardır. İnsan, kendisinin aslında bedenden ibaret olmadığını, bedeninin yalnızca kendisine giydirilmişgeçici bir kılıf olduğunu, bu korkunç sonu görerek anlamalı, bedenin ötesinde bir varlığı olduğunu hissetmelidir. İnsan, sadece bedenden ibaret olamayacağını, bedenin ötesinde onu bir araç olarak kullanan ruhun var olduğunu anlamalıdır.
Allah kendini “et ve kemikten” ibaret sanan insana, belki de bunun bir aldanışolduğunu kavratmak için böyle ibret verici bir son hazırlamıştır.
İnsan, bedeninin ölümüne bakmalı, bu geçici dünyada adeta sonsuza kadar kalacakmışgibi sahiplendiği ve bütün arzularına boyun eğdiği bedeninin akıbeti hakkında düşünmelidir. O beden toprağın altında çürüyecek, kurtlanacak ve iskelete dönüşecektir.
DÜNYA HAYATININ GEÇİCİLİĞİ
Hiç düşündünüz mü?
Neden insan sık sık temizlenmek zorundadır? Neden temizliğine, bakımına dikkat etmezse, vücudu, ağzı kokar, cildi ve saçı yağlanır? Neden terler ve bu terin kokusu son derece kötüdür?
İnsanın aksine, çicekler son derece güzel kokulara sahiptirler. Gül ya da karanfil, pis çamurlu bir toprakta yetişmelerine rağmen binlerce yıldır son derece güzel kokarlar. Ama insan, biraz dikkat etmediğinde kötü kokmaya başlar ve bunu ancak iyi bir bakımla engelleyebilir.
Neden böyle olduğunu, insanın neden bu şekilde bir eksiklikle yaratıldığını hiç düşündünüz mü? Allah”ın neden çiçekleri güzel kokulu yaparken, insan bedeninin bu şekilde acizliklerle dolu olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi?
İnsan yalnızca bu saydığımız özelliklerle kalmaz; yorulur, acıkır, susar, canı acır, midesi bulanır, hastalanır…
İnsanlara bunlar doğal şeylermişgibi gelir, ama bu bir aldanıştır. İnsan hiçbir zaman kötü kokmayabilir, hiçbir zaman başağrısı çekmeyebilir, hiçbir zaman hasta olmayabilirdi. Tüm bu zorluklar, “tesadüfen” oluşmuşdeğil, özel olarak yaratılmışlardır. Allah, insanı belirli bir amaç, belirli bir hikmet doğrultusunda bu şekilde yaratmıştır.
Bu amaçlardan biri; insanın aciz bir varlık, bir “kul” olduğunu anlamasıdır. Eksiksiz, mükemmel olmak Allah”ın vasfıdır, O”nun kulu olan insan ise sonsuz derecede ek******, zayıftır ve dolayısıyla O”na sonsuz derecede muhtaçtır. Allah bir ayette, konuyu çok hikmetli bir biçimde açıklar:
Ey insanlar, siz Allah”a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. Dileyecek olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk getirir. Bu, Allah”a göre güç değildir. (Fatır Suresi, 15-17)
İnsanın sahip olduğu kusur ve eksikliklerin başka bir amacı ise, bu yurdun geçiciliğini hatırlatmasıdır. Çünkü söz konusu kusur ve eksiklikler, bu dünyadaki bedene mahsusturlar. Ahirette, cennet ehli yeni bir bedenle, eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yaratılacaktır. Bu dünyadaki zayıf, eksik, kusurlu beden, müminin gerçek bedeni değildir, geçici bir süre içinde kaldığı bir kalıptır.
Bundan dolayıdır ki, dünyada kusursuz bir güzellik elde edilemez. Fiziksel yönden en güzel, en çekici, en kusursuz olduğunu sandığımız bir insan da, diğer tüm insanlar gibi fiziksel ihtiyaçlarını gidermekte, terlemekte, kimi zaman ağzı kokmakta, kimi zaman yüzünde sivilce çıkmaktadır. Temiz kalabilmek için sürekli yıkanmak ve bakım yapmak zorundadır. Kimi insanın yüzü güzeldir, ama fiziği o kadar düzgün değildir. Bunun tersi de mümkündür. Kimisinin gözü güzel, fakat burnu eğri olabilir. Bu özelliklerin sonsuz varyasyonlarını sayabiliriz. Dışgörünüşolarak gerçekten kusursuz gibi görünen bir kimsede de hiç umulmadık bir hastalık, rahatsızlık ya da kusur bulunabilir.
Herşeyden önemlisi, en mükemmel görünen insan bile mutlaka yaşlanır ve ölür. Beklenmedik bir anda bir kazayla paramparça olabilir. Dünyadaki beden gibi, dünyanın bizzat kendisi de eksik, kusurlu, yetersiz ve geçicidir. Bütün çiçekler mutlaka solar, en güzel yiyecekler çürür, bozulur, kokuşur. Tüm bunlar bu dünyaya mahsus eksik ve kusurlardır. Bizlere tanınan kısa dünya hayatı da, taşıdığımız beden de Allah”ın çok kısa bir süre için verdiği geçici emanetlerdir. Sonsuz bir yaşantı ve mükemmel bir yaratılışise yalnızca ahirete mahsustur. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur:
Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının metaı (kısa süreli faydalanması)dır. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. (Bu da) iman edip Rablerine tevekkül edenler içindir. (Şura Suresi, 36)
Bir başka ayette, dünyanın gerçek mahiyeti şöyle anlatılır:
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, “(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama”, bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir “çoğalma-tutkusu”dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah”tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanışolan bir metadan başka bir şey değildir. (Hadid Suresi, 20)
Kısaca bu dünyada Allah sonsuz kudret ve bilgisinin bir göstergesi olarak birçok güzellik, sanat ve harikalık ile çok çeşitli kusur ve eksiklikleri de aynı anda yaratmaktadır. Mükemmellik ve kalıcılık bu dünyanın kanununa aykırıdır. Gelişen teknoloji de dahil olmak üzere, insan aklının düşünebileceği hiçbir şey Allah”ın bu kanununu değiştiremeyecektir. Böylece insanlar bir yandan ahireti özleyip ona kavuşmak için çabalamalı ve Allah”a gereken şükür ve takdiri göstermelidirler. Bir yandan da bunların gerçek yerinin bu geçici dünya değil, eksik ve kusurlardan arındırılmışve müminler için hazırlanmışebedi cennet hayatı olduğunu anlamalıdırlar. Kuran”da, bu gerçek çok açık bir biçimde bildirilir:
Hayır, siz dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir. (A”la Suresi, 16-17)
Bir başka ayette ise, “gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur” (Ankebut Suresi, 64) denir. “Asıl hayat”ımız olan ahiret ile geçici bir yurt olan dünya arasında, perde kadar ince bir sınır vardır. Ölüm, işte bu perdeyi kaldırır. Ölümle birlikte bu dünya ve bedenle olan ilişki kesilecek, yepyeni bir yaratılışla sonsuz hayata başlangıç yapılacaktır.
Ölümle birlikte başlayacak olan hayat gerçek hayattır. Eksiklik, kusur, geçicilik dünyaya ait kanunlardır. Gerçek kanunlar; kusursuzluk, ölümsüzlük, mükemmellik üzerine kuruludur. Bir başka deyişle, normal olan, bir çiçeğin hiç solmaması, bir insanın hiç kirlenmemesi, hiç yaşlanmaması, bir meyvenin hiç çürümemesidir. Asıl kanunlar, insanın her istediğinin anında gerçekleşmesini, insanın hiçbir acı ve hastalık yaşamamasını, hiçbir zaman üşümemesini, ya da terlememesini gerektirir. Ancak asıl kanunlar, asıl hayatta; geçici kanunlar da geçici olan bu dünya hayatındadır.
Asıl kanunların yurdu, yani ahiret ise çok yakındır. Allah dilediği an insanın buradaki yaşamına son verip, onu ahirete geçirebilir. Bu geçiş, bir göz açıp-kapaması kadar çabuk gerçekleşecektir. Rüyadan uyanmak gibi… Ölümle birlikte sona erecek olan dünyanın, ahirete göre ne denli kısa olduğu Kuran”da şöyle anlatılır:
Dedi ki: “Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?” Dediler ki: “Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.” Dedi ki: “Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,” “Bizim, sizi boşbir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (Müminun Suresi, 112-115)
Ölümle birlikte rüya sona ermişve gerçek yaşam başlamıştır. Yeryüzünde “bir gün ya da bir günün birazı kadar”, hatta “bir göz çarpması” kadar kalmışolan insan, yaptıklarının hesabını vermek üzere Allah”ın huzuruna çıkar. Eğer dünyada iken ölümü aklında tutmuş, Allah”a kavuşacağının bilincinde olmuşise, kurtulmayı umacaktır. Kuran”da “kitabı sağ eline verilen” bu kurtulmuşların şöyle diyeceği haber verilir:
“… Alın kitabımı okuyun. Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış(anlamış)tım.” (Hakka Suresi, 19-20)
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 19, 2009 @ 14:19:04
slm ben mersinden site yeni kuruldugunda da yazmış tım uzun zaman dır bakamadım şimdi bakıyorum baya yol almışız ama yeterli degil daha hızlı büyümeliyiz tüm tanıdıklarımıza haber verlim hepinizi saygıyla selamlıyorum .
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Şub 28, 2009 @ 16:37:02
selam bende katırcı soyadını taşıyorum,ben sivaslıyım, sitenizi tesadüfen buldum.Hem sevindim,Hemde çoook şaşırdım.Bu kadar çok muyduuuuuuuuuuuk. BEN ASLI İSTANBUL dan.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Mar 01, 2009 @ 06:36:38
Merhaba Aslı Hanım,
Öncelikle aramıza hoşgeldiniz. Bence yeteri kadar çok değiliz. Daha da çok olmamız gerekir.
Görüşmek üzere hoşçakalın.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Mar 02, 2009 @ 21:04:41
SELAM. HOŞBULDUK.hekese kucak dolusu sevgiler bu günlerde heyececanlıyım nedense galiba BAHAR GELİYOR ondan olsa gerek, artık işe aydınlıkta gidiyorum. sabahları artık parti bayrakları görmek beni rahatsız ediyor. sizi bimem.bu benim fikrim.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Mar 10, 2009 @ 23:36:12
merhaba katırcı soyundanım ve herkesle gurur duyuyorum.benim bildigim hikayeye göre çankırı orta kasabasından büyük bir isyan veya bir aga nın zulmü sırasın dA ILGAZ DAGI ÜZERİNDEN ARAÇ İLÇESİNE bir kısım DENİZLİ ye bir kısım da merzifon ile amasya arasına geçtiklerini katırLarla ticaret yaptıklarını biliyoruzkatırcı soy adı kutucu ya da dönmüş 1900 yılarına kadar bulabildim o tarihten önceside bi şerife adında nine bulabiliyorum 1845 dogumlu olabilirbu arada dedelerin adı savaşlar nedeni ile yok nufusta hep yatim büyümüş çocuklar kepçe kulaklı sivri burunlu burası benim tespitimde olabilir affınız SIGINIYORUM SELAMLAR
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Mar 11, 2009 @ 06:58:54
Merhaba Huriye Hanım,
Sizi aramızda görmekten ve vermiş olduğunuz bilgilerden mutluluk duydum. Güzel ülkemizin hemen hemen her yerine dağılmış bir şekilde yaşayan KATIRCI’ların hepsinin kendine özgü hikayeleri var. Sizin yörenizde böyle olmuş olması olasılığı yüksek. Bizim yani Konya / Derebucak tarafında ise atalarımızın Büyük Selçuklu zamanında Anadoluya gelmişler ve daha sonra Selçukluların (Anadolu Selçuklular da dahil) yıkılmasından sonra Karamanoğulları Beyliğinin tebaasına dahil olmuşlar ancak Osmanlı, Karamanoğullarını yıktığında Osmanlıya başkaldırdıkları için bölünerek sürülmüşler hatta ciddi tecritlere maruz kalmıştır. Bizim atalarımız Derebucak taraflarına sürülmüşler. Sanırım Karamanda halen oturmakta olan KATIRCI’lar ile uzaktan bir akrabalığımız sözkonusu ama emin değilim. Bunları Konya Selçuk Üniversitesinde kendisi de Derebucaklı olan bir Tarihçiden öğrendik ancak Osmanlı kaynaklarında daha fazla araştırmak lazım. Dediğiniz gibi kayıtlar karışık. Bizim fiziksel görünüşümüzde sizin dedikleriniz yok ama genel olarak iri yapılı, uzun boyluyuz.
Benim kişisel görüşüm hepimiz akraba olmasak da aynı yöredekilerin ortak bir soydan geldiği… Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Nis 14, 2009 @ 21:32:05
merhabalar ben amasya merzifondan yazıyorum gerçekten de aile soyağacında Katırcıların nerden geldiğini bulmak için araştımalar yapıyorum bulmak için çabalarınız varsa ilgilenebilirim.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Nis 14, 2009 @ 23:28:00
Merhaba Ali Bey,
Teklifiniz için teşekkürler. Şimdiye kadar öğrendiklerinizi bizimle de paylaşırsanız sevirim. Bu arada sizden bir ricam olacak mümkünse yazarken biraz daha özen gösterebilir misiniz?
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
May 01, 2009 @ 20:16:25
Merhaba sevgili Katırcılar,
Uzun zamandır görüşemiyoruk, nasılsınız dostlarım.
En son ne yazmışım diye araştırırken ne acıdır ki tarihin tekarrürden ibaret olduğunu ve yazdıklarımın doğru olduğunu bir daha gördüm, işte aşağıda 5 ekim 2008 deki yazım:
Tüm Türkiyenin başı sağ olsun, terörü bitiremeyen siyasiler, şehitlerimizi siyasi malzeme yapan siyasetçiler, ” şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak” diyen komutanlar. Size diyeceğim şu; Hepimizi kandırıyorlar, biz halk olarak kandırıldığımızın farkındayızda , siz tepedeki insanlar, siz farkında değilmisiniz. Bizi Kürt vatandaşlarımızla birbirimize düşürmek isteyen insanların oyununa geliyoruz, siz bunu bilmiyormusunuz, bırakın artık birbirinizle uğraşmayı, artık kardeşlerimiz ölmesin, bu böyle devam ederse, dün Balıkesirde olanlar yarın tüm ülkede olmayacakmı, dış güçlerin yalanından bıkmadınız mı, gözünüzün içine baka baka yalan işitmekten sıkılmadınız mı??
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Haz 03, 2009 @ 10:33:12
Merhaba katırcı aileleri.Ben aranızda eski bir tanıdığımı gördüm çok iyi bir site hazırlayanın eline sağlık.Bu site sayesinde uzun zamandır ulaşamadığım birini gördüm.Giresundan ömer katırcı umarım bu siteyi sık sık ziyaret ediyordur.Yeni açmış olduğu GİZEM NAKIŞ VE ÇEYİZ Adlı iş yerinde kendisine başarılar diliyorum.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Haz 15, 2009 @ 14:34:22
@Selim KATIRCI
Merhabalar. Benim anneannemin annesi yani nenem Cemile Hanım’ da. Kayseride bulunan Katırcıoğlu ailesindenmiş. Nenemin babası zamanın telgraf müdürüymüş. Bu siteye emeği geçenleri kutlar, başarılarının devamını dilerim. Soyumuzu öğrenmek, akrabalarımıza ulaşmak gerçekten çok güzel.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Haz 29, 2009 @ 12:59:40
selamlar.emir bey siteyi çok ihmal ettiğimi düşünüyorum,bunu işlerimin yoğunluğuna bağlayabiliriz.eğer sizde hala aktifseniz bundan böyle sürekli irtibat halinde olalım lütfen.saygılarımla
ömer katırcı-GİRESUN
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 01, 2009 @ 03:35:28
Merhaba Ömer Bey,
Tekrar mesaj yazmanız güzel. Sitenin ihmali konusunda malesef durum böyle. Ben de sizin gibi işlerim nedeniyle site ile yazılar vs konusunda fazla ilgilenemesemde günlük olarak siteye giriş yapıp varsa yeni yazılan yorumların gösterilmesini sağlamaya çalışıyorum. Bunun dışında sitenin kotrol merkezinden gördüğüm kadarıyla ziyaret edenler sayfalara bakıp herhangi bir şey yazmadan gidiyorlar. O yüzden kimler burada halen siteyi takip ediyor kimler yok bilemiyorum. Siteye katkı sağlamak için ne gibi düşünceleriniz olduğunu benimle paylaşırsanız size seve seve yardımcı olabilirim. Görüşmek üzere.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 01, 2009 @ 15:04:39
Emir bey mesajıma verdiğiniz acil cevap için teşekkürler.Benim nacizane iki tane şiir kitabım var.Arzu ederseniz şiirlerimi sitede paylaşarak kültürel olarak küçükte olsa bir katkı yapabileceğimi düşünüyorum.Aslında bu siteye girenler genellikle meraklı ve düşünen insanlar yani kültür seviyelerinin yüksek olduğuna inanıyorum.Siteye iştirakların azımsanmyacak kadar iyi bir kalabalık olduğunu varsayarsak bu siteyi gerçekten renklendirebiliriz.saygılarımla
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 01, 2009 @ 19:23:25
Merhaba Ömer Bey,
Şiirlerinizi paylaşmanızdan memnuniyet duyarım. Sizinle daha rahat çalışabilmek için sistemde size özel bir kullanıcı tanımladım. Bu sayede sitenin sağ alt kısmındaki giriş kısmından mail adresinize gelecek olan kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapıp yazılarınızı daha rahat paylaşabilirsiniz. Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 04, 2009 @ 15:45:13
Merhabalar..Sitenizi tesadüfen buldum.Ülkenin dört bir yanında bu kadar çok KATIRCI olmasına öyle şaşırdım ki anlatamam..Ben de Zonguldak/Çaycuma- Kayıkçılar Köyündenim ve burada KATIRCI soyadını taşıyan çok aile var.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 04, 2009 @ 18:48:21
Merhaba Savaş Bey,
Sizi de aramızda görmek güzel. Karadeniz bölgesinde KATIRCI soyadını taşıyan çok sayıda aile olduğunu biz de sizin gibi burada öğrendik.
Eğer sizin soyadınız ile ilgili olarak nasıl alındığına ya da kökenlerine ilişkin bilginiz varsa bizimle paylaşırsanız sevinirim. Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 05, 2009 @ 12:10:56
Emir bey,şiirlerimi sizlerle burada paylaşmaktan bende mutlulukm duyucam.Hatta bilgim yettiğiğince siteye katkıda bulunmak isterim,fakat msn adresime henüz sisteme girişle ilgili bi mesaj gelmemiş.tekrar göndeririseniz seviniirim
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 09, 2009 @ 18:42:22
İlgili bilgileri mail adresinize ben gönderdim Ömer Bey. Lütfen tekrar kontrol edip bana haber verin.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 12, 2009 @ 00:44:46
Değerli arkadaşlar,bu siteyi ziyaret etmemizdeki genel amaç KATIRCI soyadını taşıyan başka insanların olup olmadığını merak etmemizden dolayıdır.Hangi arkadaşa sorsak vereceği cevap hemen hemen aynıdır,sizlerinde gördüğü üzere yalnız diiliz.Yurdun çeşitli bölgelerine dağılmış çok sayıda katırcı soy adını taşıyan insan mevcut,öncelikle böyle bi siteyi fikiredip uygulayan ve bizi burada buluşturan EMİR CELALEDDİN beye kendim ve siz bütün KATIRCI soy adını taşıyan arkadaşlar adına teşekkür ediyorum.Çeşitli zaman dilimlerinde siteye girmeye gayret ettim son zamnlarda göördümki siteye giriş epeyce azalmış.Bazı arkadaşlar kendi soylarıyla ilgili gerek belgelerle gerekse kulaktan dolma duyumlarla neden katırcı soyadını taşıdıklarını anlatmaya çalışmışlar.Arkadaşlar belki size şaka gelebilir ama şu sitede birbirini tanımayan ama akraba olan ve bununda farkında olmayan insanlar var.örneğin rizeli katırcılarla akrabalık bağlarımızın olduğunu büyüklerimden duydum,bu yüzden siteye girmeye gayret edelim kendimizi tanıtalım soylarımızla ilgili varsa bilgilerimiz paylaşalım birbirimize sorular soralım.Unutmayalımki katırcı soyadını taşımak bir ayrıcalıktır çünkü katır gücün simgesidir,bu ayrıcalığı daha çok bir araya gelerek sohbet ederek konuşarak ve birbirimizle iletişim kurarak yaşayabiliriz.Diğer yazımda sizlerle şiirlerimi paylaşmaya çalışıcam şimdilik saygılarımla….
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Tem 14, 2009 @ 21:48:07
Arkadaşlar merhaba. Bu sayfayı daha çok ziyaret etmeye çalışalım. Emeği geçenleri tekrar kutlarım. Nenem Cemile hanım 1896 Kayseri doğumlu. Katırcıoğlu ailesinden. Baba adı Mehmet Ali, anne adı Şerife’ dir. Eşinin adı Ahmet Edip Çetiner’ dir. Çocukları anneannem yani kızı Fatma Şehriban Çetiner ve oğlu Osman Asım Çetiner’ dir. Burada akrabam varmı biliyorum.Soy ağacımla ilgili bilgisi olan arkadaşlar varsa yardımcı olurlarsa sevinirim.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Ağu 11, 2009 @ 14:28:43
MERABE BENDE KATIRCIYIM VE COK GURURLUYUM MALATYADAN HEMDE CEVAPLAYIN
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Ağu 12, 2009 @ 20:06:21
Hemen cevaplayalım o zaman Halide aramıza hoş geldiniz.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Ağu 26, 2009 @ 13:04:43
halide hanım aramıza hoşgeldiniz
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eyl 24, 2009 @ 12:58:37
@BİLGE
selamlar ben de rahmetli fatma şehriban cetinerin torunuyun mehmet saygılarımla
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eyl 28, 2009 @ 22:34:56
DEĞERLİ KATIRCI AİLELERİ SİZLERİ SAYGI, SEVGİ VE HÜRMETLE İLE SELAMLIYORUM.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eyl 29, 2009 @ 18:39:04
Ben de sizi selamlıyorum Volkan Bey, uzun zamandır sesiniz sedanız çıkmıyordu. Artık aramızda görebilecek miyiz sizi?
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 08, 2009 @ 08:04:35
selamlar,bende tesadüfen bu siteyle karşılaştım.bursa gemlik ilçesinde oturuyorum.bu kadar çok katırcı soyad tahmin edemiyordum.tüm katırcı’lara saygılar.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 08, 2009 @ 08:11:21
soyadımı eklemeyi unuttum..girişte sadece isim yazıyor.saygılarımla.
Beğendim - Beğenmedim:
0
0
Eki 08, 2009 @ 17:53:41
Sizi de aramızda görmek güzel İsmail Bey,
Görüşmek üzere…
Beğendim - Beğenmedim:
0
0